HAYDAR BOZ YALITIM İZODERGİ'NİN 146. SAYISINDA

HAYDAR BOZ YALITIM İZODERGİ'NİN 146. SAYISINDA

01 Aralık 2020

TECRÜBE, KEMİKLEŞMİŞ REFLEKSLER ÇAĞ DIŞI KALANLAR İÇİN ASLINDA AYAK BAĞIDIR

 

Tüm sektörleri ve sektörleri oluşturan alt birimler olan biz insanları bambaşka kalıplara sokan bir süreçten geçtik ve geçmeye de devam ediyoruz. Alışkanlıklarımızı yerle bir ettiğimiz, yaşam döngümüzü alt üst ettiğimiz bu süreçten, elbette ki iş hayatımız da payına düşeni aldı. Belirsizlik yönetimi konusunda hepimiz oldukça yol aldık; üstelik anlık korku ve gelecek kaygısı ile birlikte. Elimizde olsa kendimize camdan kafesler yaptırıp saklanacakken; gelecek kaygısı ve sürdürülebilir kazanç döngüsünde kafeslerimizi kırmak zorunda kaldık.

Elbette ki insanlığın yadsınamaz kazancı; pandemi öncesinde edindiği teknolojik gelişimlerdi. Böylesi bir virüs ile bundan sadece 50 yıl önce karşılaşmış olsaydık, savaşımız pek tabi ki daha yıkımcıl olurdu. Dost sohbetlerinde bizim zamanımızda diye başlayan cümlelerimiz aslında oldukça kısa bir zaman dilimi öncesini kapsıyor. Bir çoklarımız evlerimizde telefon olmadığı, televizyonun ise sevinç çığlıkları ile karşılandığı dönemi anımsar.  Nerden nereye geldik derken pek de haksız sayılmayız.

İş dünyasının tüm dünyada daha da sertleştiği bir döneme denk gelen pandemi koşulları gerek Haydar Boz için gerekse de yalıtım sektörü için farklı tepkilere yol açtı.

Haydar Boz, 1953’ten beri sektörün önemli oyuncularından olmasını bilirken; çağının değişimine de her daim ayak uydurdu. Gelişime açık ve genç nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir ülkede üçüncü kuşağa kadar yaşayabilmek; yaşarken de büyümek zamana ayak uydurmaktan geçer. Haydar Boz bu düstur ile pandemi öncesinde de yeni teknolojileri ve dijital iletişimi politika olarak benimseyen firmalardandır.

Sektör özellikle uygulama dalında hala emek yoğun bir sektör. İnşaatların neredeyse ilk başında sahaya inen yapımız; ziyadesiyle insan gücüne dayalı. Ancak buna rağmen kullandığımız her türlü uygulama aletinde teknolojinin nimetlerinden yararlanıyoruz. Üreticilerimizin tamamından özellikle yeni malzeme ve uygulama detayı öğrenmeye açık kadromuz; dünyadaki sektörel gelişmeleri işine yansıtmakta mahirdir.

Uygulama dışında kalan departmanlarımız ise dijitalleşme yolculuğuna pandemiden çok önce başlamıştı. Bu hazırlıklı olma halini tabi ki genç ve dinamik kadromuza ve bu kadromuzun orkestra şefi yöneticilerimizin ön görülerine borçluyuz. Genel Müdür’ümüzün eğitim ve ilgi alanları bu konuda etkilidir. Uzaktan kontrollü çalışma ve tüm iş akışına hakim olmanın teknolojik metodolojisi son yıllardaki önemli gündem maddelerimizdendir.

Alt yapısal olarak pandemiyi dijital atılımlar ile atlatmamız; uygulamaya başladığımız birçok gözde proje ile kendini belli etti. Açıkçası böylesi bir felakete şirket olarak hazırlıklı girmenin meyvelerini topladığımız bir gerçektir. Bizim bu hızlı uyumumuz tabi ki sektörün de bir başarısı denilebilir. Neredeyse tüm işlerimizi, dijital platformlardan yürüttük. Eğitimler aldık, eğitimler verdik; toplantılara katıldık, pazarlıklar yaptık, teknik detayları çözdük, paylaştık….

Kabul etmek gerekir ki dijital platformlar yardımı ile iş süreçlerini yönetmek hem çok daha pratik hem de oldukça düşük maliyetli. Artık toplantılarımızı evimizin, internet bağlantısı olan bir odasından yapabiliyoruz; ne seyahat ne zaman yönetimi kaygısı kalmadı. Bu pratik koşullar, daralan piyasa koşullarında bir nebze de olsa nefes aldıran bu maliyet yönetimini kalıcı kılacak kanısındayız. Bir ailenin bütünü olduğumuzu hissettiğimiz bayi toplantılarının, ürün eğitimlerinin, ziyaretlerin kalıcı olarak rafa kalkabileceğini görüyoruz.

Fakat kök değerlerinin üzerine inşa edilerek yenilenen Haydar Boz, geçmiş değerlerine de oldukça bağlıdır. Ahilik kültüründen gelen Haydar Boz, bu kültürün kelime anlamı olan arkadaş ve dostun tam karşılığını azami olarak yansıtmakta ve yaşamaktadır. Her ne kadar dijitalleşmenin pazar payı artışı gibi olumlu yansımalarından faydalansa da dostları ile beyaz bir ekran aracılığıyla iletişim kurmaktan da oldukça şikâyetçi denilebilir. Omuz omuza çalışmaktan, bir kahvenin yıllara sâri hatırından, mutluluğunu ve hüznünü sarılarak paylaşmaktan mutlu olan şirketimizin en büyük şikâyeti bu sıcak ve samimi yaklaşımlardan uzaklaşmak olabilir. 

Sıcak ve anlık iletişimin kişiler üzerindeki olumlu etkilerini hepimiz bilir ve hissederiz. Takımların bedensel yakınlıklarının motivasyonlarına ve bağlı olarak verimliliğe olumlu katkısı olduğu bilinen bir gerçek. Pandemi hepimize dijital ve mekanik yetenekler kazandırdı ama insan olmanın doğasını unutturamadı.

Her ne kadar şirket olarak süreci doğru yönetip, işimizi sekteye uğratmadan büyüme ivmemizi sürdürülebilir kılmayı başardıysak da eski samimi günlerimizi de iple çekiyoruz…